Yeşil Sol Parti Batman milletvekili Zeynep Oduncu, 24 Ocak 2020 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki oğlunu ziyaret etmek için Batman’dan İstanbul’a giden, aynı gün akrabalarıyla görüştükten kendisinden daha sonra bir daha haber alınamayan Mehmet Bal’a ilişkin araştırma önergesi verdi.
Oduncu verdiği önergede, “İnsan Hakları Derneği’nin raporlarına göre; 1990’lardan günümüze değin gözaltına alındıktan sonra kaybolan insan sayısı 940’tan fazladır. Tespit edilen 253 toplu mezarda ise 4 binden fazla kişinin gömülü olduğu düşünülmektedir. Ancak özellikle OHAL bölgesinde kayıp yakınlarının tamamının resmi başvuruda bulunmadığı düşünüldüğünde gerçek sayı çok daha fazladır.
Türkiye’de özellikle darbe girişimi sonrası pek çok kaybetme vakası yaşanmıştır. Bunlardan biri de Mehmet Bal’dır. 24 Ocak 2020 tarihinde Silivri Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki oğlunu ziyaret etmek için Batman’dan İstanbul’a gelerek, aynı gün akrabalarıyla görüştükten kendisinden daha sonra bir daha haber alınamamıştır. Yaklaşık 4 yıldır kayıp olan Mehmet Bal’ın akıbetine ilişkin yetkili makamlarca aileye hiçbir bilgi verilmediği gibi babasının gözaltına alınıp alınmadığını öğrenmeye çalışan Nihat Bal, “neden gözaltına alınsın dağa çıkmıştır” şeklinde bir cevap ile karşılaşmıştır. İnsan Hakları Derneği’nin Mehmet Bal’ın akibetine ilişkin İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına yaptığı başvurulardan da henüz bir sonuç alınamamıştır.
Benzeri vakalarda sıklıkla başvurulan HTS kayıtları yoluyla telefon sinyali takibinin yapılması ve yine İstanbul gibi neredeyse her noktası MOBESELER ile donatılmış bir metropolde kamera kayıtlarının incelenmesiyle kısa sürede ilerleme kaydedilebilecek bir olayda henüz tek bir gelişme dahi olmaması etkili bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin iddiaları güçlendirmektedir.
Zorla kaybedilme vakalarında en önemli ihlalin “etkin soruşturma yürütülmemesi” olması ve Türkiye’nin, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi’nde bu ihlalden sıkça mahkûm edilen ülkelerden biri olması da göz önünde bulundurulduğunda ailede ve kamuoyunda oluşan güvensizlik ve hakikate erişememe endişesi daha da artmaktadır.
Zorla kaybetme; yaşama hakkını, işkence yasağını, kişi özgürlüğünü ve güvenliğini ve kayıp yakınlarının gerçeği bilme hakkını ihlal eden ağır bir insanlık suçudur. Dolayısıyla Türkiye’nin de bu olaylarla bir an evvel yüzleşmesi, kayıplara ne olduğunun ortaya çıkarılması, kayıp yakınlarının yaşadığı belirsiz sürece son verilmesi, siyasi sorumluların açığa çıkarılması ve faillerin cezalandırılarak kayıp yakınlarının adalet taleplerinin karşılaması amacıyla Meclis Araştırması açılması elzemdir.” ifadelerine yer verdi.